Yaratıcı Drama: Sadece Oyun mu?
Sadece Oyun mu?
ATAŞEHİR MODERN SANAT · EBEVEYN REHBERİ
“Bugün derste ne yaptınız?”
“Oyun oynadık.”
Bir çocuğun yaratıcı drama dersinden sonra verdiği bu cevap, içeride yaşananların küçük bir özeti olabilir. Ancak hangi oyunu oynadığını sormaya devam ettiğinizde başka ayrıntılar ortaya çıkar: Birlikte karar vermişlerdir. Aynı fikirde olmadıkları biriyle anlaşmaya çalışmışlardır. Bir hikâyeyi değiştirmiş, belki de ilk kez başka birinin önerisini takip etmiştir.
Çocuğun “oyun” diye anlattığı deneyimin içinde, yetişkinlerin de her gün karşılaştığı pek çok durum vardır.
Bir başkasının yerinde olmak
Günlük yaşamda çocuklara sık sık “Kendini onun yerine koy” deriz. Fakat bu cümle, nasıl yapılacağını her zaman açıklamaz.
Yaratıcı dramada bir rol üstlenmek, bu soruyu araştırmanın yollarından biridir. Bir hikâyede herkesin geçmek istediği köprüyü koruyan kişi olduğunuzu düşünün. Köprünün güvenli olmadığını biliyorsunuz, ama karşıya geçmek isteyenlerin de önemli gerekçeleri var.
Ne söyleyeceksiniz? Onları nasıl dinleyeceksiniz? Fikrinizi hangi durumda değiştireceksiniz?
Bir rolü canlandırırken yalnızca o kişinin sözlerini bulmaya çalışmayız. Neyi önemsediğini, neden itiraz ettiğini, neye ihtiyaç duyduğunu da düşünürüz. Aynı hikâyeyi başka bir rolden deneyimlediğimizde ise az önce çok açık görünen bir karar, daha karmaşık hâle gelebilir.
Yaratıcı drama; bu tür durumların eğitmen rehberliğinde, grup içinde, doğaçlama ve rol oynama yoluyla araştırıldığı bir eğitim alanıdır. Hikâyenin nasıl ilerleyeceğinde katılımcıların fikirleri ve seçimleri etkilidir.
Kendi fikrinden vazgeçmeden birlikte hareket etmek
Birlikte bir hikâye oluşturmak kulağa kolay gelebilir. Oysa herkesin farklı bir fikri olduğunda işler değişir.
Bir çocuk hikâyenin ormanda geçmesini isterken diğeri denizde başlamasını önerebilir. Biri hemen harekete geçmek ister, bir başkası düşünmek için zamana ihtiyaç duyar.
Böyle anlarda ortak bir çalışma yapabilmek; fikrini anlatmayı, karşıdakini dinlemeyi ve önerisini gerektiğinde yeniden ele almayı gerektirir. Bazen kendi fikrini geliştirmek, bazen iki öneriyi birleştirmek, bazen de arkadaşının başlattığı hikâyeyi devam ettirmek gerekir.
Eğitmenin rehberliği burada önem kazanır. Kimin fikrinin seçildiği kadar, kararın nasıl alındığına ve herkesin sürece nasıl katıldığına da dikkat edilir.
Her katılım yüksek sesle olmaz
Bir grupta en çok konuşan çocuğu fark etmek kolaydır. Sessizce takip eden çocuğun katkısını görmek ise daha dikkatli bakmayı gerektirebilir.
Oysa bir arkadaşının hareketine karşılık vermek, canlandırmanın ihtiyaç duyduğu bir ayrıntıyı fark etmek veya ortak çalışmada küçük bir sorumluluk almak da katılımdır.
Yaratıcı drama deneyimini yalnızca “Artık daha rahat konuşuyor mu?” sorusuyla değerlendirdiğimizde bu ayrıntıları kaçırabiliriz. Çocuğun yeni bir öneriyi denemesi, farklı biriyle çalışmaya istekli olması veya kendi kararının gerekçesini açıklaması da üzerinde durulabilecek değişimlerdir.
Her çocuğun aynı hızda açılması, aynı rolleri istemesi ya da aynı biçimde kendini göstermesi beklenmez.
Hikâye bittiğinde düşünmek devam eder
Bir canlandırmanın ardından sorulan küçük bir soru, yaşanan deneyimi yeniden ele almayı sağlayabilir:
“Arkadaşının söylediği hangi şey kararını değiştirdi?”
Çocuk belki o ana kadar kararını neden değiştirdiğini düşünmemiştir. Belki rolün içindeyken birini dinlediğini, bir varsayımda bulunduğunu veya başka bir çözümü gözden kaçırdığını sonradan fark eder.
Bu nedenle yaratıcı dramada deneyim üzerine paylaşım yapmak önemli bir yer tutar. Bazen konuşarak, bazen çizerek, bazen de bir hareketle yaşananlara yeniden bakılır.
Ortaya seyirciye sunulacak bir gösteri çıkması gerekmez. Çalışmanın değeri, katılımcıların süreçte neler denediği ve bunlar üzerine nasıl düşündüğüyle de ilgilidir.
“Eğlendin mi?” sorusunun yanına
Çocuğun dersten keyif alıp almadığını merak etmek doğaldır. Bunun yanına, deneyimini kendi sözleriyle anlatmasına alan açan sorular da ekleyebiliriz:
“Bugün hikâyede sen kimdin?”
“Birlikte neye karar verdiniz?”
“Seni şaşırtan bir fikir oldu mu?”
Bunları peş peşe sorulacak bir değerlendirme listesine dönüştürmeden, çocuğun anlatmak istediği kadarını dinleyebiliriz.
Çünkü bazen “Oyun oynadık” cümlesinin devamında, çocuğun kendisi ve başkaları hakkında fark ettiği küçük ama anlamlı bir ayrıntı vardır. Onu duyabilmek için biraz merak etmek ve anlatmasına zaman tanımak yeterlidir.








